Bir kaç gün önce tanışdığım İranlı kadın, İngilizlerle konuşurken beni rahatsız eden "sevecen" sözcük, mekanik insanlar ve nöropeptitler.
Hiç bir şeyin tesadüf olmadığına inananların okumasının daha hoş olacağı tarzda kelime bütünü. Halâ tesadüflere inanıyorsan, ya yeterince düşünmemişsindir ya da mekanikleşmen dolayısıyla zihnin kendin olarak düşünmene engel oluyordur.
Unutma, sistemim yapısından dolayı kaynaklanan anomalilerin sonucu olarak belirli bir bilinç düzeyine erişen herkes yüzünde gerçek gülümsemeyi gördüğün insanlar. Size söylüyorum uyuyan güzeller. Aslında hepimize aynı yap-boz oyunu verilmiş durumda, farklı sayıda ve değişik görüntüde parçalarla. Bitirebilirsen yap-bozu ister yap, ister boz.
İlk satırdaki virgüllerle ayrılmış kelimeler de bendeki yapbozun ufak parçaları. Bu kadar az parçayı birleştirince ancak büyük resimin küçücük bir parçasını görmüş olunuyor ve büyük resimi görmek için daha çok arzu duyuyorum , duyuyorsun , duyuyorlar.
"Merhaba" dedikten 1 saat geçmeden , 6 ay sonra İran fıstığı getirmek için telefonumu isteyen İranlı kadına "bye bye" dedikten sonra bir kapı açılır gibi oldu beynimde. Ülkesinin sisteminde doğmuş ve yetişmiş,
görünüşe göre başka ülkeleri de görmüş gerçek bir dişi. Daha önemlisi birey. Bireyden kastım seri üretim değil özü özgür; her ne kadar ülkesi pek özgür görünmesede. Hoşuma giden temel durum konuştuğu her kelimede sevgi, samimiyet , belki de henüz harfleştiremediğim başka duygular. Gel gör ki bu kelimelerden hiç birini kullanmadı muhabbetin herhangi bir yerinde..
Bir başka zaman, aynı mekan. Karşımda bir İngiliz, sonra dibimde başkası, diğeri de biraz uzakta. Görüntüleri betimlemeye gerek yok. Hissiyatları hemen hemen aynı. Çoğu diyalogda kulak kepçeme takılan kelime aynı : Lovely...
Batıyor, hemde çok. Fark çok açık. Bir tanesinin gözleri dışında her yeri kapalı, gönlü ve ruhu açık. Diğerinin her yeri açık ama diğerinde açık olanlar kapalı. Zaten gönülü nasıl açık olsun, "gönül" kelimesinin yok ki kendi dilinde karşılığı.
Ne acayiptir ki "lavli" gibi pozitif kelimeleri kullanan toplumda daha çok kanser olma durumu. Yeterince sevmemiş kullandığı kelimeyi ki depolayamış güzel duyguları nöropeptitlerine.
Noröpeptitde ne alaka ? Onu da sen araştır ve bul, her şeyi benden bekleme. Yalnızca okuma, düşünerek oku.
Yazılanlar beynimdeki eriyik haldeki kitabın ufak bir bölümünden klavyeye istemsiz düşenler. Yazmak değildir benim olayım, sadece tesadüf...,