19 Eylül 2013 Perşembe

Toplumun Anormalliği Üzerine İspatlı & Konulu

Toplum çoğunluğun yaptıklarını “normal” , azınlığın yaptıklarını ise tuhaf, acayip, “ne la bu?” gibi kalıplar altında “anormal” kabul eder ki, aslında kullandığı kelimenin anlamını bilmeden.

Matematik mevcut dünyasal bilimin tabanını oluşturan ön kabul sistemidir ve sırasıyla aritmetik, geometri ve mekanik bilgi temelleri üzerine kuruludur. Aritmetik kendi bilgisi dışında başka bir şeye ihtiyaç duymazken, geometri sadece aritmetik, mekanik ise aritmetik ve geometri bilgisine ihtiyaç duyar. Mevcut sistemimizde bu bilgileri doğru kabul edip, diğer sistemleri bunların üzerine kurduğumuzdan değiştirilemez durumdadır; tıpkı 3+1=4 veya üçgenin iç açılarının toplamını değiştiremeyeceğimiz gibi. Geometride “normal” bir noktaya dik doğrudur. Noktanın kendisini değil, “dik” olanı gösterir. 

Toplum, çoğunluğun yaptığını normal olarak etiketlediğinde aslında durumu yapanları değil, durumun dik’ini (toplum ağzıyla konuşacak olursak tersini) yapanları normal olarak etiketlemiştir. Dolayısıyla toplum aslında anormaldir.

Kelimenin anlamını bilmeyen kalabalığın sürekli tekrarları sonucu, kelimede anlam kayması yaşanması dünya insanının hem kaderi hem sınavı olsa gerek. Ve biliyoruz ki çalışmadan sınavları geçmek pek olası değil… 

24 Haziran 2013 Pazartesi

Lavli



Bir kaç gün önce tanışdığım İranlı kadın, İngilizlerle konuşurken beni rahatsız eden "sevecen" sözcük, mekanik insanlar ve nöropeptitler.

Hiç bir şeyin tesadüf olmadığına inananların okumasının daha hoş olacağı tarzda kelime bütünü. Halâ tesadüflere inanıyorsan, ya yeterince düşünmemişsindir ya da mekanikleşmen dolayısıyla zihnin kendin olarak düşünmene engel oluyordur.

Unutma, sistemim yapısından dolayı kaynaklanan anomalilerin sonucu olarak belirli bir bilinç düzeyine erişen herkes yüzünde gerçek gülümsemeyi gördüğün insanlar. Size söylüyorum uyuyan güzeller. Aslında hepimize aynı yap-boz oyunu verilmiş durumda, farklı sayıda ve değişik görüntüde parçalarla. Bitirebilirsen yap-bozu ister yap, ister boz.

İlk satırdaki virgüllerle ayrılmış kelimeler de bendeki yapbozun ufak parçaları. Bu kadar az parçayı birleştirince ancak büyük resimin küçücük bir parçasını görmüş olunuyor ve büyük resimi görmek için daha çok arzu duyuyorum , duyuyorsun , duyuyorlar.

"Merhaba" dedikten 1 saat geçmeden , 6 ay sonra İran fıstığı getirmek için telefonumu isteyen İranlı kadına "bye bye" dedikten sonra bir kapı açılır gibi oldu beynimde. Ülkesinin sisteminde doğmuş ve yetişmiş,
görünüşe göre başka ülkeleri de görmüş gerçek bir dişi. Daha önemlisi birey. Bireyden kastım seri üretim değil özü özgür; her ne kadar ülkesi pek özgür görünmesede. Hoşuma giden temel durum konuştuğu her kelimede sevgi, samimiyet , belki de henüz harfleştiremediğim başka duygular. Gel gör ki bu kelimelerden hiç birini kullanmadı muhabbetin herhangi bir yerinde..

Bir başka zaman, aynı mekan. Karşımda bir İngiliz, sonra dibimde başkası, diğeri de biraz uzakta. Görüntüleri betimlemeye gerek yok. Hissiyatları hemen hemen aynı. Çoğu diyalogda kulak kepçeme takılan kelime aynı : Lovely...

Batıyor, hemde çok. Fark çok açık. Bir tanesinin gözleri dışında her yeri kapalı, gönlü ve ruhu açık. Diğerinin her yeri açık ama diğerinde açık olanlar kapalı. Zaten gönülü nasıl açık olsun, "gönül" kelimesinin yok ki kendi dilinde karşılığı.

Ne acayiptir ki "lavli" gibi pozitif kelimeleri kullanan toplumda daha çok  kanser olma durumu. Yeterince sevmemiş kullandığı kelimeyi ki depolayamış güzel duyguları nöropeptitlerine.

Noröpeptitde ne alaka ? Onu da sen araştır ve bul, her şeyi benden bekleme. Yalnızca okuma, düşünerek oku.

Yazılanlar beynimdeki eriyik haldeki kitabın ufak bir bölümünden klavyeye istemsiz düşenler. Yazmak değildir benim olayım, sadece tesadüf...,



                                                                       




15 Ocak 2013 Salı

Ardışık Kiler Kapıları

  Gönlümdeki muhabbeti sereserpe fırlatınca göğüs kafesimdeki tek delikli süzgeçten , heveslerimin ışıltısının gölgesi yanılgı yaratıyor çınarın dibindeki buklelere. Terazi üzerindeki su gibi şehvetli varlığımın derin yerleşkesi. Topraktaki yakamoz kadar bilge belki de teğet. İşte o imge , yansıttı gözbebeğimin civarındaki ışık duyarlı rastalı hücrelerin içe burkulma oranını. Tüm sayılar aynada... 

13 Ocak 2013 Pazar

Horoz

Pürüzsüz düzgün dübürü büyük kültürlü ünlü düşünür, Ürdünlü sümüklü büzüğü püsküllü, Ümmügülsüm, üfürükçü gürbüz müftünün dürümcü dümbük dünürü küçük büllüklü bücür Zühtünün, tükürüklü büzüşmüş çükünü kütür kütür büküp , üstü küllü zümrüt süslü yüzüğünü düşürüp, Gümüldürlü cücük büzgülü üzgün züğürt  ülkücü tüpçü dürzü türkücü Lütfü'yü güldürmüştü.

*Edit : Daha uzun hali olan ve 158 adet ü içeren halini berkbuyan.tumblr.com dan bulunz. 

İksir

Mosmor ikilemlerin nöronlardan iletildiği zaman dilimlerinin üstüne sürülen parlak kornea kıyılarından , her kim ki filtruma temasında duraksamadan anlık düşünce içine doğru yama yapma girişimine karar vermesi an meselesi , nefesini tut , tek hamlede iç iksiri.